hayatla ilgili emin olduğum bir şey varsa o da; küçük şeylerde gizlenmiş olduğudur. yürürken, koşarken ya da öylece durmuş düşünürken gözümüzden kaçan ama içlerini dizlerinize dayadığınız iki elinizin üzerinde, nefesinizi dengelemeye çalışırken tam ayakkabınızın burnunda, tepesindeki ekmek kırıntısıyla bekleyen küçücük bir karıncayla göz göze gelmişsinizdir belki. tam olarak işte o anda başlar hayat. ve başınızı kaldırıp koşmaya devam ettiğiniz anda biter. hayatı ancak durup izler ya da sakince yaşarsınız.

anlamsız hırslarınızı, önünden hiçbir vasıtanın geçmediği yersiz yurtsuz hedeflerinizi ve ilginç bir varlık savaşını hayat sanıyorsunuz ya.. ne büyük yanılmaktır.

sen hayatın bir gül olduğunu sanıyorsundur. ama hayat, gülü koklayınca değil dikeni batınca başlar.

 

Reklamlar