zaman enteresan bir şey. modern yaşamın başlangıç noktası. birçok şey onunla başlamış ve gelişmiş. ama zamanın ne olduğu konusunda da aslında pek bir bilgimiz yok. 2071 sene önce roma imparatoru jül Sezar, 714 yıllık takvimi değiştirmeye karar verir. firavunlar’dan feyz alır ve 365 günlük seneyi aylara böler. yılın ilk ayını da ocak’a layık görür. şubat’a 28 gün verip sonra 31-30-31-30 diye dağıtır durur. tabii ki de -ismine- temmuz’a (july) 31 gün verir. sonra tahta geçen agustus, ”ulan ağustos niye 30 çekiyor, o da 31 çekecek” der böylelikle ağustos da 31 çeker. yavşaklığa bakın, takvim altı üstü.

Sonra hristiyanlar der ki; ”yahu İsa peygamber’in doğumunu baz alarak biz de bir takvim yapalım. ama isa peygamberi 25 aralık’ta doğururlar, uzmanlar eylül’de doğmuş der, sonra ocak gelir” falan filan.

sonra müslümanlar, muhammed peygamberin doğumunu esas alarak ”hicreti baz alalım biz de bir takvim yapalım” derler. hicri takvimi ortaya atarlar.

gelişmeler devam eder ve isa’nın doğumundan 1582 yıl sonra papa 13.gregor başka bir takvimle çıkagelir. kim bilir ne oldu da geldi garibim. ve şu an hala kullandığımız takvimi hayatımıza sokar.

yani özetle; gregoryan takvime göre 2018, hicri takvime göre 1439, Şemsi takvime göre 1396, ibrani takvimine göre 5778, çinliler’e göre ise 4715 yılındayız. sanmayın öyle 2018’deyiz falan.

peki şuna gelelim. saat kaç?
bu sorunun da en az 5 cevabı var, artık hepimiz biliyoruz.

çünkü takvim konusunda olduğu gibi saat konusunda da insanlar ortak bir kararda mutabık kalabilmiş değiller idi. herkesin ortak bir saati kabul etmesi 1 ocak 1972’ye denk geliyor. yani daha bundan 46 sene öncesine.

46 sene önce saat kaç deseniz bir allahın kulu yok ki size mantıklı bir cevap versin. sonra uluslararası atom saatini yaratmışlar. aradan kısa bir süre sonra muhalif bilim insanları biri akım dedi mi diğeri neyse onu diyor işte. onlar da evrensel zamanı yaratmışlar. aralarında sadece 34 saniye fark var. onda bile mutabık kalamamışlar.

bir de dünyanın her bölümünde saati, zaman dilimlerine bölmüşüz, kraliçe ”zaman greenwich’ten, benden başlar” demiş. güce bak. bize de +2 handikap vermişler. böyle böyle bu günlere gelmişiz.

bir de yaz saati-kış saati sokmuşlar tam olmuş. sanıyoruz ki türkiye saati diye bir şey var. edirne’de de saat aynı, van’da da, diyarbakır’da da aynı, izmir’de de aynı. ama namaz kılarken, oruç tutarken onlar da karışıyor.

yani, ne takvimden haberimiz var, ne saatten haberimiz var ne de tarihten haberimiz var. hiçbir şeyden haberimiz yok. ve ne diyoruz? ”Bilgi toplumunda yaşıyoruz!” Bak seeennn. bütün ütopyaların nirvanası. bilmek ve öğrenmek, merakımızın en doğal hasadı. ve biz bu bilgilere ulaşmak için çok şeyden fedakarlık etmişiz. bedeller ödemişiz.

Reklamlar