bazı şeylerin nitelenmesini severim. benim için bir renk sadece renk değildir. bir rengin çok tonu, çok yeri ve ait oldukları bir anımsanma şekli vardır. yeşili ele alırsak, acısı vardır, açığı vardır, bambusu vardır, çam ormanı ve limon kabuğu vardır. şimdi tüm bu saydığım ve sonsuzluğu sebebiyle sayamayacağım örneklerin anımsattıklarını sadece YEŞİL adı altında ele alabilir miyiz?

renklerden yola çıkarak bütün hayatımız böyledir. her şey nitelendikçe yerini ve anlamını bulur ve değerini yükseltir. korkmayın lütfen, hakkını hakkı olana verin. güzel, çirkin, iyi ve kötü vb gibi tanımlamalardan daha çoğunu yapın. çünkü bazen kötü diye kestirip attığınız bir şeyin kötülüğünü nitelemeye çabalarken aslında içi doldurulamayan bir yargı içerisinde olduğunuzu hissediyor ve yanmaya başlayan yanaklarınızdaki utancı: “ateşim mi var yoksa hasta mı oluyorum?” diye geçiştiriyorsunuz.

bu konuyu sadece olumsuz niteliklerle değil aksi şekilde olan nitelemeler için de düşünebilirsiniz. bir durum hakkında kısa düşünüp, kolay hüküm vermek her zaman olmasa da ağırlıklı olarak yanlış fikirlere sahip olmanızı sağlıyor bence. her şeyin hakkında hakkı olduğu kadar düşünüp, uzun uzun kendimize izah etmeliyiz.

bu tarz yazılar okuduktan sonra ben daima kendim dışındaki hayata entegre etmeye çabalarken bulurum kendimi; ama uzun süredir çabaladığım bir diğer şey her şeye kendimden başlamaktır. bundan böyle bana mantıklı gelen tüm öğretiler benim için yazıldı, hepsi önce bende deneyimlenecek. çünkü ben değerliysem doğru değeri verebilirim. aksi halinde kendi değersizliğimin yükünde ezilmemek ve bir nebze değer görebilmek için orantısız ve hakkaniyetsiz ilişkiler içerisinde olmam kaçınılmaz olacaktır. bir konu nasıl tam olarak buraya vardı bilemiyorum.

son olarak, bu yazının esin kaynağı ve eşlik albümü: thurisaz | endless

sevgiler.

Reklamlar