kendi dünyamda güvenli bir şekilde yaşamımı sürdürmekteydim. her şey olması gerektiği gibi yerli yerinde ve de biçimdeydi. ama gel gör ki bir gün işler değişti. bizi bizle bırakmayarak kendi dünyalarında bir yere koymaya çalıştılar. tabi bunu yaparken de birtakım ihmaller zinciri neticesinde ellerini yüzlerine bulaştırdılar. akıllarınca bizleri kendi dünyalarındaki nesnelerle eşleme yoluna gittiler. mesela ben onların dünyasında var mışım?! var olmak üç boyuta sahip olmayı gerektiriyorken insanların dünyasında bu nasıl mümkün olabilirdi?

onların dünyasında karşılıklı kenarları paralel, tüm iç açıları ve tüm kenar uzunlukları birbirine eşit düzlemsel bir şekilim. ne de güzel tanımlamışlar beni kendilerince. keşke her şey bu kadar kolay olabilse. ama anlaşılan insanların dünyasının kuralları böyle. zihinlerine dayanarak söyledikleri şeyle gerçek hayatta ismimi verdikleri şey arasındaki farkı görmezden gelmeleri ne kadar komik ve de bilgisizce. benim enim ve boyum var yüksekliğim yok ki. peki insanların beni resmettiği ya da benzettiği şeyde az da olsa yükseklik olmak zorunda değil mi? belki milimin milyonda biri yüksekliğinde olsa bile.

hatta daha da ileri gidiyorlar noktayı bile kendi dünyalarına çekip alabiliyorlar. bizim dünyamızda boyutsuz olan bir şey onların üç boyutlu dünyasında neye tekabül ediyordu acaba? insanlar gerçekten çok cesur. hiç aldırış etmiyorlar. yanılmak çok da mühim değil dünyalarında. hatta araştırma yöntemlerinden birine de deneme-yanılma yöntemi adını vermişler. gerçekten çok garip. sanırım hiç bir zaman anlaşamayacağız…

Reklamlar